Türkiye'de de uzun yillar yaşamış olan Pierre Loti, melankolik ve egzotik bir 19. yüzyıl Fransız yazarıdır. Zamanının en çok satan yazarlarından biri olan Loti'nin bir çok kitabının içerisinde Aziyade, Bir Sipahi'nin Romani gibi ülkemizde tanınan eserleri de vardır. 1850 yılında Rochefort'da doğan 42 yaşında Fransız Akademisi'ne de seçilen bu yazarın 1923 yılındaki ölümü üzerine cenazesi Fransa'da milli bir törenle kaldırılmıştır.... devami
Fransa kendi ülkesinin reklamini cok iyi yapan belki biraz bu nedenle de cok taninan, turizmden en cok gelir elde eden, turistler icin en ilgi cekici ülkelerden biri. Bu ülkeye ayagini basmamis da olsa herhangibir dünya vatandasinin Paris'i, Eyfel Kulesini , Nice'i, Cannes'i , Cote d'azur'u mutlaka duymuslugu vardir. Müzeleri, festivalleriyle kültür ve sanatin Fransa'si, denizi, okyanusuyla kiyi Fransa'si, pireneleri, alpleriyle daglarin Fransa'sini çogu insan bilir, gezmistir de volkanik Fransa pek bilinmez. Dogrusu volkanlar özel ilgi alaniniz degilse veya bu güzel ülkede uzun süredir yasamiyorsaniz o kadar görülecek yer varken volkan temali bir geziye kalkismanizi da zaten kimse sizden beklemez. Iste benim "Massif-Central"deki (Volkanlari da içine alan ulke merkezindeki bir bölgeye verilen isim) volkanik gezim sanirim onlari cok seviyor, cok ilgileniyor olmamdan degil de Fransa'da uzun süredir yasiyor olmamdan kaynaklandi.
.... devami
Lille, 1 milyon civarinda nüfusu olan Fransa'nin en büyük ilk on kentinden biri ve ayni zamanda ülkenin kuzeydeki en büyük kenti. Sanayi devrimine çabucak hosgeldin demesiyle 19. yüzyilda ve 20. yüzyil baslarinda Fransa'daki agir sanayinin kalbi bu kentte atmaya baslamis. Yaklasik bir asir önce kent, tarihindeki en parlak en zengin dönemi yasamis. Evsahipligi yaptigi agir sanayi içinde tekstil, en öne çikan endüstriymis. Tekstil endüstrisinin gelismis ülkelerde ikinci plana itilmesiyle bu sehrin, zengin günleri böylece geride kalmis. Lille, su anda Fransa'da issizligin en yogun oldugu kent. Kentteki bir asir önce yüklü miktarda paranin varligi aslinda Frank'in ona olan tutkusunu anlamak için yeterli. Burjuvazi her yerde oldugu gibi burada da eline geçen fazla miktarda paranin bir kismini zamaninda yasadigi kente yatirmis. Evler, belediye binasi, okullar, borsa ve opera binasi gibi.. Bu yatirimi da tabii ki kendi zevkleri ve begenileri dogrultusunda yapmis. Burjuvazi demek her zaman "iyi zevk" demek olmadigindan; onlarin zevkinden günümüze kalan eserler , bugün eski varsil kentlilerinin bu zevksizligini yansitmakta. Onlarin bu zevksizligi kitsch ve eklektik olarak adlandiriliyor ve bugün Frank'in kente olan derinden baginin temelini olusturuyor.
.... devami